Zeynep Değirmencioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeynep Değirmencioğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2011 Pazar

Anneler Günü (1973)

Zeynep Değirmencioğlu'nun başrolünde oynadığı Anneler günü, çocukken babasının ailesi yüzünden annesinden zorla koparılan bir kızcağızın yıllar sonra annesinin yanına tatile gönderilmesi ve yaşadığı olayları anlatan duygusal bir film idi..

Her anneler gününde bir kanalımızın mutlaka ama mutlaka yayınına aldığı bu güzide filmde Ayşe (Zeynep Değirmencioğlu), çocukken annesi (Ayten Gökçer) ve babası ayrılmış zavallı bir kızcağızdır. Babasının binbir katakulliyle kendisinde kalmasını sağladığı ve annesinin onu terk ettiği yalanıyla büyüttüğü Ayşecan, gün gelir yine babasının istek ve arzusuyla tatile, annesinin yanına yollanır. Fakat Ayşe, kazık kadar olmuştur ve buna rağmen en son mini mini bir kız iken annesinin yüzünü görmüştür. Üstelik babasının annen seni sevmiyor, sevse senelerdir bir kere bile olsa aramaz mıydı, sormaz mıydı yalanıyla büyüdüğü için annesinden ölesiye nefret etmektedir ama mecbur, babasının ricasını kıramaz.

Annesiyle uzun yıllar sonra ilk karşılaşmasında O'na nefretini kusmaktan çekinmez ve eve geldiklerinde hep soğuk davranır. Annesiyse bu durumu sindiremez, kızının sert mizacını yumuşatmaya and içer ve komşularının oğlu Ali'den belli bir para karşılığında Ayşe'yle ilgilenir görünmesini ister. Ali de bundan cesaret alarak Ayşe'ye yavşar da yavşar... Bu esnada taş kalpli Ayşe'nin kalbi az da olsa çözünür ve etrafında olan bitene tepki vermeye başlar. Filmin konusu daha sonra gelişir de gelişir...

Filmi izlemek isteyen varsa bu linkten parçalar halinde izleyebilir efenim, şimdiden tüm annelerin gelecek anneler gününü kutlarım :P

3 Mart 2009 Salı

Öksüzler (1973)

Yine bir acıların çocuğu, hatta acıların ailesi dramını konu alan bir film var sırada, ühühühü!

Ayşe (Zeynep Değirmencioğlu) ve ailesi, yuvalarına yeni katılacak bebek için heyecanlanmaktadırlar. Fakat annesi minik bebiş Sezer'i (Sezer İnanoğlu) doğurduktan kısa bir süre sonra ölür. Karalar bağlayan Ayşe, kardeşinin annesinden O'na kalan tek hatıra olduğunu düşünür ve O'na ben bakıciim baba, okulu bırakıciim diyerek eğitim - öğretim hayatına son verir, halbuki eğitim şarttır ve Ayşe bunu bilmemektedir. Neyse...

Lakin dışarısı çok kötü, pis, kaka insanlarla doludur ve bunlardan bir tanesi halihazırda acıların en büyüğünü yaşayan bu aileye musallat oluverir. Sezer ve Ayşe'nin babası Murat (Ekrem Bora), bir vakitler bir cinayete tanık olmuş ve mahkemede katilin aleyhinde tanıklık yapınca hapis yatmasına neden olmuştur. İşte o İzzet adlı katil (Erol Taş) yıllar sonra hapisten çıkmış, intikam alma dürtüsüyle aileyi takibe almıştır.

Küçük Sezer yavaştan büyümeye başladığı vakitlerde evinin bahçesinde oynar iken, İzzet ablası Ayşe'nin bir anlık dikkatsizliğinden faydalanarak Sezer'i kaçırır. Ayşe her yeri arar fakat Sezer'i bulamaz. Polise giden Ayşe ve babası, kısa süre sonra İzzet'in hazırladığı hain plan neticesinde Sezer'i öldü zanneder ve derin bir mateme bürünürler. Halbuki Sezer yaşamaktadır ve kalleş İzzet'in sen beni yaktın Murat, ben de seni yakacağım. Bu çocuğu şehrin en azılı hırsızlarından bir haline getireyim de gör! planına kurban gidecektir. Olaylar bu konu üzerine gelişir.

Filmde iki sahne vardır ki sadece filmde değil bence tüm yeşilçam içinde klasik olmuş sahnelerdendir:

Sezer Ahmetçik için süt çalmıştır ancak sütçü Rasim'e (Nubar Terziyan) yakalanır. Rasim Dede bunu bir güzel dövmeye başlar ve der ki: Bu sütü sen içeceğine toprak içsin!
Süt tasına tam tekme atarken Sezer paçasına yapışır, dudaklarından o hepimizin gözlerini dolduran cümleler dökülür (Benim bu sahneyi her izleyişimde gözlerim doluyor, deli miyim neyim!):

- Dur dede, dökme o sütü! Kurbanın olayım dökme! İstesen döv, öldür beni ama o sütü dökme dedecim. Ahmetçik'in sütü o, dökme! :(

Bir diğer sahne de pek tabii ki Sezer'in sıpası Fıstık'ın açık arttırmada satıldığı sahneydi. Eşeği almak için yırtınan Şişko Nuri ve bet sesi nasıl unutulur?:

- Benim olucak Fıstık! Binicem üstüne, vurucam kırbacı, vurucam kırbacı!
- Hayır Hayır!
- Niyeymiş? Babam çok zengin benim, çuvalla para verir, yine de alır Fıstık'ı!

Ayşe arttırmanın sonunda 50 bin! deyip mors etmiyor muydu Şişko'yu, var ya içimin yağları eriyordu vallahi de! Her defasında Sezer'den fazla seviniyorum!

Şahsen diğer eski Türk filmleri gibi bu filmi de severek izlerim.

13 Ocak 2009 Salı

Hayat Sevince Güzel (1971)

'' Hayat sevince güzel
Sevince tatlı günler
Bir kuşu kelebeği,
Bir taşı sevin yeter ''

Hangimiz Ayşe (Zeynep Değirmencioğlu) misali Pollyanna, bir sevgi kelebeği modunda sek sek sekmeyi istememişti ki bu filmi izleyip de. Ben çok istemiştim tıpkı Ayşe gibi kalabalıklar içinde senkronize şekilde dans edeyim, vatana millete faydam dokunsun ama olmadı.

Hepimize memnun olma oynunu öğreten güzel bir filmdi Hayat Sevince Güzel. Annesi ölünce O'nu istemeyen ama mecburen yanına almak zorunda kalan teyzesinin yanına şehre gelen, köylü, saf ve temiz kız Ayşe'nin etrafındakileri sevgi yumağı haline getirme çabalarını konu alıyordu.

Aklımda kalan sahnelerden biri, Ayşe'nin kendini geliştirme adı altında şehirli kızlar gibi giyinip mağazadan çıktığı an yardımcısının (Suna Pekuysal) Hiiiii Ayşe çok güzel oldun! :D demesi üzerine Sus, farkındayım! şeklinde azarlayıcı bir cümle kurması olmuştur. Nerde kaldı senin o mağrur ve alçakgönüllü tavrın Ayşecik! Pollyanna da olsa her kızda biraz kendini beğenmişlik var demek ki! :P

Filmin sonlarına doğru Ayşe'nin ağaçtan düşüp sakatlanması bizi derin acılara boğsa da sonu mutluya yakın bitmişti. İnsana hayat sevgisi aşılayan eğlenceliklerden biriydi, güzeldi..

Gelinlik Kızlar (1972)

Sadri Alışık'ın Turist Ömer serilerinden bile daha fazla sevdiğim bir filmidir Gelinlik Kızlar..

Anneleri kendisine sahip olmak isteyen (al sana Türk filmi!) adamı öldürüp hapse giren üç kız ve onları annelerinin öldüğü yalanıyla büyüten müzisyen babalarının hikayesi...

Özellikle filmin başında küçük kızın söylediği ninni çok güzeldir:

Yum o güzel gözlerini yum, sevgili yavrum
Sen bir meleksin ipektendir saçların
Tanrı'nın bir lütfusun, benim canımsın yavrum

Kızlar babalarının başka bir kadınla evlenmemesi için film boyunca ellerinden geleni yaparlar. Kimi zaman deli rolüyle çıkarlar müstakbel cici annelerinin karşısına, kimi zaman dansöz.

En yaran diyaloglara ev sahipliği yapmış sahnelerden biri, kızların dansöz kılığında babaları ve sevgilisinin gittiği mekanı bastıkları sahnedir:

Baba - Kabus, kabus bu!
Sevgilisi - Ne oluyorsun Allah aşkına? Kabus nerde?
Baba - Kabus orda oynuyor kabus! Geliyor kabus geliyor! Gelme kabus gelme!
Ayşe: Sakın geç kalma bekliyorum! Sen gelmeden uyuyamam bilirsin.
Sevgilisi - Relazet! Neler söylüyor bu?!
Baba - Valla ne bileyim, kabus bu söyler. (Ayşe'ye) Ben evde gösteririm sana!
Ayşe - Pijamalarını yıkadım ütüledim, lavanta çiceği koydum ceplerine!

Eğlenceli, seyirlik Türk filmlerinden biri.